| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
3 "perde" etiketi kullanan gönderi "perde" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Aug
02
    
muharrem_vardar | 02 Ağustos 2008 15:07 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , ,  
 

UÇMAK

Bobi bir uzun kulaklı sevimli bir sokak köpeğidir. Ne zaman uçan bir kuş görse, oturur onun

uçuşunu seyreder. Bir gün parkta dolaşırken ağaçta bir kargaya rastlar. Karga ona uçmasını anlatır. Bobi de buna inanır. Koşarak yüksek bir binaya çıkar. Birazdan o da kuşlar gibi uçacaktır.  Balkonun kenarına gelir, ayaklarını açar, kulaklarını diker, birkaç zıplamadan sonra, atar kendini aşağıya. Bobi ölür. Karga güler.

SİNEMA

Bir dünyam olsun

Yalnız ikimizin olsun!

Kuşlar, çiçekler, böcekler olsun

Çok sıkıldım kapalı bu yerde

Ha! birde uçan halım olsun.

Gözlerimde kıvılcımlar,

Dudaklarımda gülücükler,

Savulun bre kafirler!

Nazlı, güzel yarimi kurtarmaya geldim!

Atladım atıma gidiyorum.

Kahpelere kılıcımı saplıyorum.

Bir tek sana bağlandı gözlerim.

Sana da yüreğimi bırakıyorum.

Perdeler açıldı,

Işıklar etrafıma saçıldı,

Elveda diyemiyorum

Bir daha görüşmek üzere...

İstemeden senden ayrılıyorum

Hadi! bakalım öyle olsun.

Yüreğin sevinçle dolu olsun.

Bunu saymayız; yine bekleriz.

Her an hazırda seni bekler sinema salonumuz.

Muharrem vardar 

          2005



 
Jul
08
    
muharrem_vardar | 08 Temmuz 2008 13:19 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  

Animasyon filmleri (TV çocuk kuşağı yayınları)

Çizgi filmlerde de iyi öykü anlatmak için gerekli olan tüm unsurlara yer vermek gerekir: giriş-gelişme-sonuç, gelişmiş karakterler, iyi yazılmış diyaloglar gibi...

Yapı

Çizgi filmlerinin uzunlukları genellikle 11 ila 22 dakika arasındadır. Özellikle yaş etkeni çok önemlidir senaryoların yazılmasında. Genellikle diğer anlatı türlerinde rastlanan tüm özelliklere çizgi filmlerde de rastlanır: çatışma, krizler/çatışmanın şiddetlenmesi, çözüm/doruk nokta vs... Ama bir takım farklar da var: genellikle ahlâki bir sav içerirler, “cimri olmak kötü şeydir” gibi... Ama bu sav daha soyut da olabilir.

Çizgi filmlerin tümünün özel hedef kitleleri vardır:
2-6 yas
6-9 yas
9-12 yas
12 ve yukarısı
gibi...

Film ne kadar erken bir saatte yayına girerse, hedef kitlesi o kadar gençtir genellikle. Sabahtan öğleye doğru, çizgi filmler daha karmaşık anlatı yapıları göstermeye başlarlar.

Kurulan plot, hedef kitlenin dikkatini yoğunlaştırma düzeyine uygun olmalı. Yaş düştükçe, dikkati yoğunlaştırma düzeyi de düşer. Dolayısıyla daha genç hedef-kitleler için kolay-takip-edilebilir plotlar gerek. Örneğin, Şirinlerden biri yüzüğünü kaybeder ve herkes onu bulmak için seferber olur.

1. Perde

Hedef kitle ne olursa olsun, daha ilk sayfanın sonunda öykü, ivmesini kazanmış olmalı.Yavaş gelişen öykülerden kaçının!

Yine ilk sayfanız esprili bir durumla başlamalı. Çocukların ilgisini çekmek öncelikle komik öğelerle mümkün. Örneğin çok basit, slapstick türü bir kaza düşünün: Çiftçi Şirin, yolun ortasında bir şirin-çileğine takılır, ayağı kayar ve bir yığın başka şirin-çileğinin içine düşer. Üstü başı batar.

Bu gag’dan sonra, çatışmanızı kurun.
Örneğin Çiftçi Şirin, çilek sayısının anormal biçimde arttığını fark eder ve onları depolayacak yer aramaya koyulur. Çünkü depolayacak uygun bir yer bulmazsa, Şirinköy çilekten geçilmeyecekdir.

Bundan sonra öykü, klasik üç perdeli yapı şemasına uygun biçimde geliştirilir. Sonraki sayfalar çatışmayı belirginleştirir ve olayları karmaşıklaştırır. Ayrıca bir B Plot da geliştirilebilir. Örneğimizi sürdürürsek:
Çiftçi Şirin, tüm depoların çilekle dolduğunu görür. Kentte herkes çılgın gibi çilek tüketmeye çalışır.
 
Senaryonun yaklaşık dörtte biri içerisinde, karakter bir karar vermek zorundadır ya da olayı zirveye götürecek bir olay olmalı. Karakter bu çerçevede amacına ulaşmasını sağlayacak bir yol belirlemeli. Sonra da bu amaç, mümkün olduğu kadar çok engelle karşılaşmalı.
 Örneğe dönersek: “Ormana asla yalnız gitme” kuralına rağmen, Çiftçi Şirin ormana gider, çünkü çilek patlamasını önleyecek olan ve çilekle beslenen tırtıllar ancak orada kalmıştır.

2. Perde

Artık ikinci perdeye geçilebilir.
Bu arada: her perdede, hatta her sayfada görsel esprilere yer vermeyi ihmal etmeyin. Diyalog, sadece kaçınılmaz olduğu yerlerde, serimleme amacıyla kullanılmalı. Televizyonun sesi kısıkken bile, Ana olay çizgisi (A Plot) anlaşılır görünmelidir.

İkinci perdenin ortalarına doğru bir reklam geleceğinden, bu perdede bir cliffhangere gereksinim vardır.
Örneğin ormana giden Çiftçi Şirin, kötü adam Gargamel’e yakalanır. Ayni zamanda tüm tırtılları bir büyüyle ormana hapsedenin de Gargamel olduğu anlaşılır. Amacı Şirinköy ü yaşanmaz hale getirmek, Şirinleri göçe zorlamak ve göç sırasında onları teker teker yakalamaktır.

İkinci perde gelişirken, amacın önündeki engeller çoğalır ve daha güç aşılır hale gelir.
İkinci perdenin sonunda varılabilecek en kötü ve umutsuz noktaya varılmış olmalı. Tüm izleyici çocukların aklında su soru belirmeli: “Bu isten nasıl sıyrılacaklar?”

3. Perde

Elbette bu sorunun makul ve mantıklı bir cevabı var, ama yazar bunu hissettirmemeli. Üçüncü ve son perdenin başarısı bu gizlemenin başarısına da bağlı.
Örneğimizde bu son şöyle olabilir: Şirin Baba, bir karşı büyü sayesinde Çiftçi Şirin’i kurtarır. Gargamel’in hapis tuttuğu tırtıllar onun evini yemeye başlarlar.
Toparlayıcı bir son izler bütün bunları, eski denge yerini bulur. Yani: Baba Şirin tırtılları tekrar Şirinköy e getirir ve çilek patlaması durur.


Görüldüğü gibi, çizgi filmlerin basit ve çizgisel bir gelişimleri vardır. Bu gelişim görsel hareketlilik ve çeşitlilik üstüne kurulu. Ahlâki bir mesajın verilmesi ise diğer bir besleyici damar. Basit, iyi kurulmuş, görsel ve komik: formülümüz bu!



 
Jul
08
    





 
2005-2006 Yılları arasında sinema ve televizyon kursundan yapmış olduğum çalışmalarımı ve toplamış olduğum bilgileri sizlerle paylaşıyorum. aşağıdaki yazı, bir film eleştirisidir. umarım beğenirsiniz.

“YERİNDE OLSAM”

 ‘Yerinde Olsam’ Hollywood’un tipik formül filmlerinden biri... 

Filmin senaryosunu, birbirilerinden tamamen farlı karaktere sahip olan iki kız kardeşin öyküsünü anlatan “Yerinde Olsam” adlı romanın yazarı, Jennifer Weiner ile senarist Susannah Grand birlikte kaleme almışlar. “Los Angeles Sırları” ile Oscar alan yönetmen Curtis Hanson, filmi çevirmeden önce romanı okumadığı itiraf ediyor...

 

Bu bir çatışma filmi olduğuna göre denklemin her iki tarafına aynı ağırlıkta ve tutarlıkta oyuncu getirmek lâzım. Filmde, iki kardeşten güzel, havai olan ve kendini başarısız hisseden Maggie’yi canlandıran Cameron Diaz, “Bence çok cesur bir hikaye bu, üstelik sadece kadın filmi değil herkes için bir film. Bu filmin kariyerimde önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum. Hayat her an değişiyor, med-cezir gibi. Mutlu günlerimizde var, mutsuz günlerimiz de. Bu, filmde de her şey var, sadece bir komedi değil bu. Karakterler her olayı mizahla karşılamıyor” diyor. Maggie’nin karakteri, hem bilinen bir baştan çıkartıcı hem de öykünün sürekliliği bakımından seyirciyle arasında yakınlık kurması gereken bir karakterdir.

 

Eğer hatırlarsak Diaz’ın ilk filmi “Maske”de canlandırdığı en klasiğinden bir arzu nesnesine rağmen, sonrasında rol aldığı filmlerde sürekli ‘sarışın afet’ imgesini göstermiştir. Diaz, kendisinin de dahil olduğu modellikten sinemaya geçenler grubuna farklı bir tarz katıyor. Bunu yaparken kendisine baştan ayrılan etkileyici ve genç kadın karakterlerinden fazla uzaklaşmıyor. Karamsar ve göz alıcı Maggie için Cameron Diaz, ideal bir oyuncu.

 

Maggie’nin Princeton gibi iyi bir üniversiteden mezun olan gösterişsiz, ama başarılı kız kardeşi Rose rolünü ise Toni Collette oynuyor. Rose, Philadelphia’nın en büyük hukuk firmalarından birinde muhteşem dekore edilmiş bir ofiste avukat olarak çalışan, iyi bir evi olan, devamlı burnundan, kilolarından şikayet eden, ne giyerse giysin kendini iyi hissetmeyen, kendi kendine yarattığı bu güvensiz durum ile aşk hayatında mutlu olamayan genç bir kadın.

 

Toni Collete, geniş bir karakter yelpazesinden seçtiği rollerle perdedeki kişiliğini çeşitlendiren bir oyuncu. Avustralyalı aktris, uluslararası üne kavuştuğu “Muriel’s Wedding” deki rolü için 20 kilo alan ve bir daha hiçbir film için kilo almamaya karar veren Collette, yönetmen Curtis Hanson’ın ısrarı sonucu bu sözünü “Yerinde Olsam” için bozmak zorunda kalmış ve önce 12 kilo alıp sonra çekimler sırasında sıkı bir diyet ve egzersiz programıyla bu kiloları vermiş. Collete, filmle ilgili olarak, bir öyküde kendisini çeken şeyin karakterin bir şeylerle yüzleşip değişmesi olduğunu ifade ediyor.

 

Rose, Collette’in kariyerinde hiç sırıtmayacak tipte bir rol. Oyuncu, her ne kadar birbirinden farklı karakterleri doğal bir tarzda canlandırmasıyla ünlü olsa da tüm performanslarında tutarlı bir tavır da var. Collette, film teorisyeni Richard Dyer’ın ‘Star/Yıldızlar’ kitabındaki, ‘film yıldızlarının stillerinin, canlandırdıkları tüm rolleri beslediği’ söylemini doğrularcasına oynadığı her karakteri kendine özgü kılıyor. Bu açıdan bakınca ve geçmiş performanslarından yola çıkınca, Rose da Colette’in üstüne tam uyacak bir rol.

 

1950’lerin ve 60’ların komik kızı, 1980 sonrasının da karizmatik orta yaşlı kadını Shirley Maclaine’i “Yerinde Olsam”da yine karmaşık bir rolde, kız kardeşlerin varlığından haberdar olmadıkları anneanne rolünde görmekteyiz.

 

Film, aynı zamanda iki kız kardeşin ve büyükannelerinin yaşadığı değişimi de aktarıyor.

  MUHARREM VARDAR  / 2006