| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
2 "diyalog" etiketi kullanan gönderi "diyalog" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Jul
08
    
muharrem_vardar | 08 Temmuz 2008 13:19 | 0 fav | etiket: , , , , , , , ,  

Animasyon filmleri (TV çocuk kuşağı yayınları)

Çizgi filmlerde de iyi öykü anlatmak için gerekli olan tüm unsurlara yer vermek gerekir: giriş-gelişme-sonuç, gelişmiş karakterler, iyi yazılmış diyaloglar gibi...

Yapı

Çizgi filmlerinin uzunlukları genellikle 11 ila 22 dakika arasındadır. Özellikle yaş etkeni çok önemlidir senaryoların yazılmasında. Genellikle diğer anlatı türlerinde rastlanan tüm özelliklere çizgi filmlerde de rastlanır: çatışma, krizler/çatışmanın şiddetlenmesi, çözüm/doruk nokta vs... Ama bir takım farklar da var: genellikle ahlâki bir sav içerirler, “cimri olmak kötü şeydir” gibi... Ama bu sav daha soyut da olabilir.

Çizgi filmlerin tümünün özel hedef kitleleri vardır:
2-6 yas
6-9 yas
9-12 yas
12 ve yukarısı
gibi...

Film ne kadar erken bir saatte yayına girerse, hedef kitlesi o kadar gençtir genellikle. Sabahtan öğleye doğru, çizgi filmler daha karmaşık anlatı yapıları göstermeye başlarlar.

Kurulan plot, hedef kitlenin dikkatini yoğunlaştırma düzeyine uygun olmalı. Yaş düştükçe, dikkati yoğunlaştırma düzeyi de düşer. Dolayısıyla daha genç hedef-kitleler için kolay-takip-edilebilir plotlar gerek. Örneğin, Şirinlerden biri yüzüğünü kaybeder ve herkes onu bulmak için seferber olur.

1. Perde

Hedef kitle ne olursa olsun, daha ilk sayfanın sonunda öykü, ivmesini kazanmış olmalı.Yavaş gelişen öykülerden kaçının!

Yine ilk sayfanız esprili bir durumla başlamalı. Çocukların ilgisini çekmek öncelikle komik öğelerle mümkün. Örneğin çok basit, slapstick türü bir kaza düşünün: Çiftçi Şirin, yolun ortasında bir şirin-çileğine takılır, ayağı kayar ve bir yığın başka şirin-çileğinin içine düşer. Üstü başı batar.

Bu gag’dan sonra, çatışmanızı kurun.
Örneğin Çiftçi Şirin, çilek sayısının anormal biçimde arttığını fark eder ve onları depolayacak yer aramaya koyulur. Çünkü depolayacak uygun bir yer bulmazsa, Şirinköy çilekten geçilmeyecekdir.

Bundan sonra öykü, klasik üç perdeli yapı şemasına uygun biçimde geliştirilir. Sonraki sayfalar çatışmayı belirginleştirir ve olayları karmaşıklaştırır. Ayrıca bir B Plot da geliştirilebilir. Örneğimizi sürdürürsek:
Çiftçi Şirin, tüm depoların çilekle dolduğunu görür. Kentte herkes çılgın gibi çilek tüketmeye çalışır.
 
Senaryonun yaklaşık dörtte biri içerisinde, karakter bir karar vermek zorundadır ya da olayı zirveye götürecek bir olay olmalı. Karakter bu çerçevede amacına ulaşmasını sağlayacak bir yol belirlemeli. Sonra da bu amaç, mümkün olduğu kadar çok engelle karşılaşmalı.
 Örneğe dönersek: “Ormana asla yalnız gitme” kuralına rağmen, Çiftçi Şirin ormana gider, çünkü çilek patlamasını önleyecek olan ve çilekle beslenen tırtıllar ancak orada kalmıştır.

2. Perde

Artık ikinci perdeye geçilebilir.
Bu arada: her perdede, hatta her sayfada görsel esprilere yer vermeyi ihmal etmeyin. Diyalog, sadece kaçınılmaz olduğu yerlerde, serimleme amacıyla kullanılmalı. Televizyonun sesi kısıkken bile, Ana olay çizgisi (A Plot) anlaşılır görünmelidir.

İkinci perdenin ortalarına doğru bir reklam geleceğinden, bu perdede bir cliffhangere gereksinim vardır.
Örneğin ormana giden Çiftçi Şirin, kötü adam Gargamel’e yakalanır. Ayni zamanda tüm tırtılları bir büyüyle ormana hapsedenin de Gargamel olduğu anlaşılır. Amacı Şirinköy ü yaşanmaz hale getirmek, Şirinleri göçe zorlamak ve göç sırasında onları teker teker yakalamaktır.

İkinci perde gelişirken, amacın önündeki engeller çoğalır ve daha güç aşılır hale gelir.
İkinci perdenin sonunda varılabilecek en kötü ve umutsuz noktaya varılmış olmalı. Tüm izleyici çocukların aklında su soru belirmeli: “Bu isten nasıl sıyrılacaklar?”

3. Perde

Elbette bu sorunun makul ve mantıklı bir cevabı var, ama yazar bunu hissettirmemeli. Üçüncü ve son perdenin başarısı bu gizlemenin başarısına da bağlı.
Örneğimizde bu son şöyle olabilir: Şirin Baba, bir karşı büyü sayesinde Çiftçi Şirin’i kurtarır. Gargamel’in hapis tuttuğu tırtıllar onun evini yemeye başlarlar.
Toparlayıcı bir son izler bütün bunları, eski denge yerini bulur. Yani: Baba Şirin tırtılları tekrar Şirinköy e getirir ve çilek patlaması durur.


Görüldüğü gibi, çizgi filmlerin basit ve çizgisel bir gelişimleri vardır. Bu gelişim görsel hareketlilik ve çeşitlilik üstüne kurulu. Ahlâki bir mesajın verilmesi ise diğer bir besleyici damar. Basit, iyi kurulmuş, görsel ve komik: formülümüz bu!



 
Jul
08
    
muharrem_vardar | 08 Temmuz 2008 13:06 | 0 fav | etiket: , , , , , , , , ,  

SENARYO YAZARKEN


Senaryo yazmak isteyenlerin ilk sorduğu sorudur: "Nasıl senaryo yazılır?". Aslında senaryo yazmayı zor hale getiren piyasada satılan ve orijinaline pek benzemeyen edebi-senaryo kitaplarıdır. Bir de yönetmenin işine karışma, filmi kağıt üzerinde tarif etme ihtiyacı... Bunun yerine daha basit bir yöntemle yapımcıların sıkılmadan okuyacağı bir senaryo yazmak istiyorsanız aşağıdaki yazılanları dikkatle okumalısınız.


Günün birinde belki siz de sevdiğiniz bir filmden çıktığınız günlerden birinde okumak için birkaç senaryo almışınızdır ama acaba kaçınız gerçekten senaryo okudunuz? Belki elden geçirilmiş ve edebi bir hava verilmiş birkaç senaryo... Aslında bu senaryolar da unutulmaz birkaç sahneye göz atıldıktan sonra kütüphanelerin tozlu raflarına terk edilmiştir. Sevmediğiniz ya da hiç seyretmediğiniz bir filmin senaryosunun hiç şansı yoktur. Öylelerini kimse okumaz.

 Aslına bakarsanız okumanız için pek sebep de yoktur. Zaten senaryolar sizin okuma zevkinize hitap etmek üzere yazılmaz. Yönetmenler, yapımcılar, görüntü yönetmenleri, oyuncular, yapım tasarımcıları ve diğer sinema profesyonellerinden oluşan özel bir seyirci kitlesi için yazılırlar. Bu profesyonel seyirci, herhangi bir senaryoyu okurken, o senaryonun filme dönüştürülmesinin zor ve kolay yanlarını düşünür. Hiçbir senaryo, sonradan paketlenip filmin bitmiş halini görmüş seyirciye satılacağı düşünülerek yazılmaz.


AMERİKAN FORMATI

 Eğer yeni bir "Yurttas Cane" ya da "Kurtulus Günü" senaryosu yazmayı düşünüyorsanız öncelikle öğrenmeniz gereken senaryonun bir formül izlemesi gerektiğidir. Eğer bu formülü izlemezse okunma şansı bile yoktur.


Standart Amerikan formatına geçmeden önce özellikle Türkiye'de hâlâ çok moda olan Fransız formatına bakalım. Bu formatta sayfa ikiye bölünür ve bir tarafına diyaloglar, öbür tarafına da diyalog dışında yazılması gereken şeyler, mizansen yazılır. Ama bu pratik değildir, özellikle de bilgisayar ekranında...

Standart Amerikan formatında ise diyaloglar 7.5 santimetre genişliğindedir ve sayfanın tam ortasına yerleştirilir. Tanım bölümleriyse (mizansenler) 15 santimetre genişliğinde bütün satıra yayılır. Metinde koyu renk, altı çizili ya da italik harfler bulunmamalıdır. Nedenini sormayın. Karakter isimleri ve çeşitli talimatlar büyük harfle yazılır ve bu talimatların tümüne "sluglines" denir. Her metin parçasından sonra bir satır boşluk bırakılır. Bu metin parçası, bir "slugline", bir sahne ya da aksiyon tasviri, diyalog, "KESME" ya da "YUMUŞAK GEÇİŞ" gibi bir not olabilir.


Bu temel kurallara uyarak yazdığınız senaryonuzun ayni derecede kati bir başka kural olan "bir dakikalık sayfa" kuralına da (kartoteks) uyması gerekir. Bu kurala göre bir senaryo sayfası tamamlanmış bir filmin bir dakikasına eşittir. Prodüksiyonun planlanması açısından bu çok önemlidir çünkü çoğu filmde, her çalışma günü sonunda iki senaryo sayfalık malzemenin filme çekilmiş olacağı düşünülerek çalışılır.


Biçimle ilgili bu temel kuralların yani sıra senaryolar görsel ayrıntıyı yansıtacak şekilde tasarlanmalıdır. Yani "F.'nin canı çok sıkkındır." yerine "F. yatağa uzanmıştır. Yüzünde bir haftalık sakal vardır. Yatağının kenarındaki masanın üzeri kirli fincanlar ve bardaklarla doludur. Yarı aralık perdeden içeri gün ışığı süzülmektedir." türü bir şey yazmalısınız. Evet, böylesi daha uzundur. Ayrıca bu örnekte görüldüğü gibi iyi yazması daha zordur ama yine de bu açıklayıcı cümleler, senaryonun filme çekilirse nasıl olacağına dair daha çok şey gösterir. Senaryonun filme çekmeye değer olup olmadığının ve ne gibi zorluklar çıkaracağının değerlendirilmesini herkes için kolaylaştırır.

Bunun yani sıra senaryolar, diyalog yoluyla aksiyon ifade ederler. Bir zamanlar Hitchcock, çoğu filmi "konuşan insanların resmi" diyerek aşağılamıştı. Unutmayın ki burada aksiyon, dövüş, araba çarpışması ya da patlama anlamına gelmez. Basitçe, karakterlerin düşüncelerini, sesli olarak değil bir şeyler yaparak ifade etmeleri gerektiği anlamına gelir. Nefis Stephen King romanlarının sinema uyarlamalarının genellikle felaket oluşu da bundandır. Romanlarda zamanın çoğu karakterin kafasının içinde geçer. Oysa filmlerin ve dolayısıyla senaryoların görsel olmaları gerekir. İnsanlar bir romanda karakterin duygusal yaşamının enine boyuna incelendiği on sayfayı okumaktan mutluluk duyabilir ama bir filmde on dakikalık bir monolog sıkıcı gelir. Bu nedenlerle çoğu senaryodaki diyaloglar etkileyicidir ve yerinde kullanılmıştır